Pazartesi, Mart 27, 2006



Soldan sayayim, Gitarda Atilla, Vokal Hasan, Davul Ben, Bas Ibrahim, Klavye Pars ve Gitar Baris. Yer Ege Universitesi konser alani, yil 1993 mu desem 1994 mu, bilemedim. E o zaman simdiki gibi sasali festivaller yok tabii. bizim gibi kendi halinde gruplar cikar calardi. Konser alani daha yeni yapim asamasinda. aslinda bizim gibi kendi halinde dememek lazim neler cikardi o gruplardan. Ne gunlerdi, kim derdi ki su sahnedekiler gun gelecek kimi is yeri sahibi olacak, kimi dis hekimi, kimi ogretmen, kimi dunyanin dort bir tarafina yayilacak. Ama olduk iste. Ne oldum degil ne olacagim demeliymis, o zaman bir seydik simdi baska bir sey olmusuz. Guzel gunlerdi be demi Hasaniiiiim.

******************************************************************************************

Cumartesi, Mart 25, 2006

Ertugrul Firkateyni

Asagidaki yazisi Turkiyenin Tokyo buyukelciliginin sayfasindan aldim. Eger internette ararsaniz konu ile ilgili cok daha ayrintili yazilar var.

II. Abdülhamid, 1887 yılında Japonya İmparatorunun yeğeninin bir savaş gemisiyle İstanbul'u ziyaret etmesinin ardından Japonya’ya bir heyet gönderilerek iade-i ziyaret yapılmasını emretmişti. Bu ziyaret için İstanbul tersanelerinde yapılan Ertuğrul Fırkateyni seçildi. Fırkateyn, hem yelken hem de makine ile hareket ediyordu. Üç direkli geminin ana hareket vasıtası yelkendi. 600 beygir gücündeki makinesi de yardımcı bir itici kuvvet oluşturuyordu. 2 bin 400 ton ağırlığında, ahşap bir gemi olan Ertuğrul Fırkateyni 25 yaşındaydı. Yaklaşık 1 yıl önce ahşap kısımları tamir görmüştü. Ancak, makine ve kazanların alt bölümüne dokunulmamıştı. Kafile Başkanı Albay Osman Bey, gemi komutanı da Yarbay Ali Bey’di. Gemide özel olarak seçilen 56’sı subay toplam 609 mürettebat vardı. O yıl Bahriye Mektebini bitiren genç teğmenlerin tamamı da gemiye alınmış ve bu uzun gezide tecrübelerini artırmaları hedeflenmişti. Gemi II. Abdülhamid’den Japon İmparatoruna mücevherli imtiyaz nişanı ve diğer hediyeleri götürecekti.
Ertuğrul Fırkateyni, Temmuz 1889’da İstanbul’dan yola çıktı. Güzergahı boyunca çeşitli limanlara uğrayarak seyahat ediyordu. Fırkateyn Singapur’a vardığında Kafile Başkanı Albay Osman Bey Amiralliğe terfi ettirildi. Kafile, uğradığı ülkelerin halkları ve Müslümanlar tarafından görkemli sevgi gösterileriyle karşılanıyor, gemiyi kimi zaman binlerce kişiden oluşan gruplar ziyaret ediyordu. Gemi, 11 ay sonra 7 Haziran 1890 tarihinde Japonya’nın Yokohama Limanına vardı.Japon İmparatoru, Türk amiralini ve heyetini görkemli bir şekilde karşıladı. Şehir halkı Türk amiralinin saray arabası ile İmparatorun yanına gidişini sevgi gösterileriyle takip etti.Ertuğrul Fırkateyni, Japon sularında kaldığı üç ay boyunca etrafındaki binlerce Japon kayığına 50 kişilik bandosuyla konserler verdi. Nihayet geri dönüş yolculuğu için hazırlıklar tamamlandı. Yola çıkılacağı gün Japon Bahriyesinin tayfun uyarısına rağmen, Ertuğrul Fırkateyni planlandığı gibi 15 Eylül 1890 tarihinde Yokohama Limanı’ndan ayrıldı. Kushimoto açıklarında tayfuna yakalanan Ertuğrul Firkateyni 16 Eylül 1890’da kayalara çarparak battı. Kazadan sadece 69 denizci kurtulabildi, Amiral Osman Bey de dahil diğer mürettebat hayatını kaybetti. Ertuğrul Fırkateyni’nin trajik sonu Türk-Japon halklarını yakınlaştırdı. Yöre halkı, kazadan kurtulanlara büyük yardım ve yakınlık gösterdi. Torajiro Yamada isimli bir Japon, şehit yakınları ve kazazedeler için yardım kampanyası düzenledi. Toplanan para aynı kişi tarafından dönemin padişahına teslim edildi. Hayatta kalan 69 denizci, Japonya İmparatorunun talimatıyla Hiei ve Kongo isimli iki askeri gemi ile İstanbul’a gönderildi.Kazada ölenlerin anısına Kushimoto’da bir Anıt yapılmıştır. İlk anıt Japonlar tarafından 1891’de dikilirken, 1929 yılında yine Japonlar tarafından genişletilmiştir. Şehitlik Anıtı, 3 Haziran 1929 tarihinde Japon İmparatoru tarafından da ziyaret edilmiştir. 1937’de Türkiye tarafından restore edilen anıt önünde her yıl düzenli olarak anma törenleri yapılmaktadır.Kushimoto kasabası Mersin ve Yakakent ile kardeş şehirdir. Kushimato’da bir de müze bulunmaktadır. 1974 yılında inşa edilen "Türk Müzesi"nde Ertuğrul Fırkateyni’nin maketi, gemideki asker ve komutanların fotoğrafları ve heykelleri bulunmaktadır.

Asagidaki link de Kushimoto belediyesinin sayfasinda yer aliyor:
mms://real.kumano-world.jp/contents/kushimoto/win700/mehter.wmv

Perşembe, Mart 23, 2006

Su

Dunya Su Forumu daha yeni bitti. Bir istatistik: Avrupada kisi basi gunluk ortalama su tuketimi 160 lt, Somali de 5-10 lt. Daha ne diyeyim ki ben...

Perşembe, Mart 09, 2006

Su resmi size soyle aciklayayim:
Tarih: 1 ocak 2006, yani yeni yilin ilk gunu
Yer: Meiji Tapinagi, Tokyo
Resimde bulundugum Yer: Tapinagin asil giris kapisina bir kac yuz metre otede, gorulen insan guruhunun ortasinda
Amac: Japonlarin geleneksel yilbasi sonrasi tapinak ziyaretine taniklik etmek, hem de en fazla ziyaret edilen tapinakta
Japonlarin amaci: Gelen yeni yil icin iyi dileklerde bulunmak, tanrilarina dua etmek, rahiplere geleceklerini okutmak


Ve sonunda tapinak gorunur...

Salı, Mart 07, 2006

Blog

Ben bu blog denen seyi ogrenene kadar baya bir zaman gececek anlasilan... bir sehrin metrosunda su yaziyla karsilasmistim: If you cant help yourself worrying remember that worrying will not help you either. O anda da bir yere gec kaldigimi dusunerek acele etmekteydim... Okudum dusundum ve de yaziya hak verdim...

Perşembe, Mart 02, 2006

Nicin?

Nicin kendime bir blog actim? blog nedir? nerden bileyim blog nedir. baktim sevdigim dostlarimin burda bloglarindan var, farkettim ki onlarin yazdiklarina cevap vermek icin benim de bir bloga ihtiyacim var, ve de actim. Iyi mi yaptim? Allah bilir... acmamak icin direndim ama gordugunuz gibi sonuc olarak direncim kirilmis, bunun ben bile farkinda degildim. cok mu seviyorum klavyelerde duygularimi anlatmayi... hayir... ama yazik ki bu konuma kadar gelmisiz... paylasimi chiplere kablolara ekranlara dokmusuz... yuzyuze bakip konusmak yerini ekrandaki yazilari okumaya klavyeye dokunmaya birakmis... yanlis mi bu? Allah bilir ama beni rahatsiz eden taraflari var... peki niye yaziyorum? herkese dusunduklerimi anlatmanin bir yolu oldugu icin... kendimle catisiyormuyum? bir noktaya kadar sanirim evet... neyse ne sehittir ne gazi hesabi sonucta biz de su ise adim atmisiz artik, adimi atmisiz ki geri donusu yok... ha devami gelir mi yoksa bu blog bu yazi ile kalir mi?... Allah bilir... ama benim bildigim su anda tek sey var, size sevgilerimi yollamak istedigim, sevgilerle... siber ortamda ne kadar olursa...